Sep 192011
 

Sep 152011
 

Aile içinde ve akrabalar arasındaki dargınlıklar o kadar yaygın ki…

Bazıları miras anlaşmazlığından, bazıları sudan sebeplerden kaynaklanıyor. Dargın tarafları sorgulasanız, belki de bir çoğu geçerli bir gerekçe bile sunamayacak.

Genellikle taraflar karşı tarafın düşünce ve beklentilerini hiç değerlendirmeden reddediyor ve sadece kendi gerekçelerini haklı görüyor.

Birkaç hafta önce bu konuda bir çalışma yaptık.

Öznemiz 40 yaşlarında, bayan. Miras nedeniyle ağabey ile kızkardeşler arasında anlaşmazlık var. Birbirlerini dinlemiyorlar. Bir araya gelmekten kaçınıyorlar.

Öznemizden, gözlerini kapatıp bu konudaki sıkıntısını yeniden yaşamasını ve oluşan duygusal baskıyı vücudunun neresinde ve hangi şiddette hissettiğini saptamasını istedik. Sorun, göğsünde bir sıkışma yaratıyordu. Şiddeti ise 6 idi.

Kurgu cümlemizi şu şekilde belirledik: “Abimlerle dargın olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Karate noktasına parmaklarımızla sürekli vuruşlar yaparken, kurgu cümlesini arka arkaya 3 kez tekrarladık: “Abimlerle dargın olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Üçüncü tekrarda öznemizin gözleri dolmaya başladı.

Sonra vuruşlara geçtik:
Kaşın başlangıcı: Dargın olsam da…
Göz ucu: Dargın olsam da…
Göz altı: Dargın olsam da…
Burun: Dargın olsam da…
Çene: Dargın olsam da…
Köprücük kemiği: Dargın olsam da…
Koltuk altı: Dargın olsam da…
Parmaklarla devam ettik.
Baş parmak: Abimlerle dargın olsam da…
İşaret parmağı: Dargın olsam da…
Orta parmak: Dargın olsam da…
Serçe parmak: Dargın olsam da…
Gamut serisine geçtik.
Gamut noktasına sürekli vururken gözlerimizi kapadık…
Gözlerimizi açtık…
Başımızı oynatmadan sağ aşağı baktık…
Sol aşağı baktık…
Gözlerimizi saat yönünde çevirdik…
Ters saat yönünden çevirdik…
“İyi ki doğdun” melodisini mırıldandık…
Hızlıca birden beşe kadar saydık…
Melodiyi tekrar mırıldandık…

Vuruşları ve gamut serisini bir kez daha tekrarladık. Seri bitince derin bir nefes aldık ve ciğerlerimizi sıkıntılarla beraber bir hamlede boşalttık.

Gözlerimizi kapadık. Duygusal baskının yerini ve şiddetini tekrar saptadık: Göğsümüzdeki daralma biraz gevşemiş ve etrafa doğru yayılmıştı. Şiddet ise 5′e düşmüştü.

Oturum sırasında, öznemizin gözleri doluyor ve dudakları titriyordu. Sesi giderek zayıflıyor, ara sıra yutkunma ihtiyacı duyuyordu.

Kurgu, vuruşlar, gamut serisi, vuruşlar ve gamut serisini bir kez daha en baştan yineledik. Öznenin yüreğinde odaklanan daralma iyice dağıldı ve sıkıntı şiddeti 3′e düştü. Gözyaşları azalmaya, gülümsemesi belirginleşmeye başladı.

Aynı seriyi en baştan itibaren üçüncü kez tekrarladık. Bu kez, sıkıntı tamamen sıfırlandı.

Kendisini nasıl hissettiğini sorduğumuzda, kendisini aslında daha dayanıklı zannettiğini; yaşadığı sorunun kendisini bu kadar etkilediğinin farkında olmadığını söyledi. Artık kendisini çok daha hafiflemiş hissediyordu.

Öznemize aynı sorunun tekrarlanabileceğini, bu nedenle birlikte yaptığımız çalışmaları fırsat buldukça yinelemesini önerdik.

Üç gün sonra bir telefon aldık. Öznemizin sesi biraz tedirgindi. Kendi başına yaptığı her tekrarda mutlaka gözlerinin dolduğunu, ama son uygulamada ağlamadığı için bir şeyleri yanlış yaptığı kuşkusuna kapıldığını anlattı.

Ona herşeyin yolunda gittiğini, her uygulamada ağlamak zorunda olmadığını; üstelik bu gelişmenin, uygulamanın olumlu sonuç verdiğini gösterdiğini açıkladık.

Tepeleme, aile içi anlaşmazlıkları çözmüyor ne yazık ki. Kırgınlıklara ve dargınlıklara da çare değil. Ancak, bu olumsuz duygular altında bunalmamızı ve mantıklı değerlendirmeler yapmaktan uzaklaşmamızı önlüyor.

Ahmet Aksoy

 Posted by at 15:18