Aug 102011
 

İnsanoğlu ölümsüz değil. Hepimiz bunun bilincindeyiz ama, yakınlarımızın, özellikle de beklenmeyen kayıpları üzerimizde uzun süreli derin üzüntülere neden oluyor. Bazılarımız bu süreci atlatmakta sorun yaşıyor.

EFT bu tür örneklerde de etkili sonuçlar veriyor. Gidenin “artık geri gelmeyeceği” düşüncesini kabullenmekte karşımıza dikilen duygusal engelleri bu yöntemle çözümlemek mümkün.

Geçtiğimiz hafta, bu konuda bir çalışma yaptık.

Öznemiz 40 yaşlarında, bayan. Babası, yaklaşık 20 yıl önce, Güneydoğuda şehit düşmüş. Bu travmayla başa çıkabilmesi tam 10 yıl sürmüş. Durumu artık kabullendiğini söylemesine rağmen, duygularını baskı altına aldığı seziliyor.

Öznemizden, babasını kaybettiği zamanı anımsamasını ve yaşadığı duygusal baskıyı vücudunun neresinde ve hangi şiddette hissettiğini saptamasını istedik. Sorun, kalbinde odaklanıyordu ve kalbi sanki bir el tarafından sıkılıyormuş gibiydi. Şiddet ise tam 15’ti. Yani sıfır ile 10 arasındaki ölçeğimize sığmayacak kadar yoğun!..

Kurgu cümlemizi şu şekilde belirledik: “Babamı kaybetmiş olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Karate noktasına parmaklarımızla sürekli vuruşlar yaparken, kurgu cümlesini arka arkaya 3 kez tekrarladık: “Babamı kaybetmiş olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Sonra vuruşlara geçtik: Kaşın başlangıcı: Kaybetmiş olsam da… Göz ucu: Kaybetmiş olsam da… Göz altı: Kaybetmiş olsam da… Burun: Kaybetmiş olsam da… Çene: Kaybetmiş olsam da… Köprücük kemiği: Babamı kaybetmiş olsam da… Koltuk altı: Kaybetmiş olsam da… Parmaklarla devam ettik. Baş parmak: Kaybetmiş olsam da… İşaret parmağı: Kaybetmiş olsam da… Orta parmak: Kaybetmiş olsam da… Serçe parmak: Kaybetmiş olsam da… Gamut serisine geçtik. Gamut noktasına sürekli vururken gözlerimizi kapadık… Gözlerimizi açtık… Başımızı oynatmadan sağ aşağı baktık… Sol aşağı baktık… Gözlerimizi saat yönünde çevirdik… Ters saat yönünden çevirdik… “İyi ki doğdun” melodisini mırıldandık… Hızlıca birden beşe kadar saydık… Melediyi tekrar mırıldandık…

Vuruşları ve gamut serisini bir kez daha tekrarladık. Seri bitince derin bir nefes aldık ve ciğerlerimizi sıkıntılarla beraber bir hamlede boşalttık.

Gözlerimizi kapadık. Duygusal baskının yerini ve şiddetini tekrar saptadık: Yüreğimizi sıkan el biraz gevşemiş ve etrafa doğru yayılmıştı. Şiddet ise 10’a düşmüştü. Yani hala dayanılamayacak kadar yüksekti…

Seans sırasında, öznemizin gözleri doluyor ve dudakları titriyordu. Sesi giderek zayıflıyor, işitilmesi zorlaşıyordu. Tüm bu belirtiler, uygulamanın etkilemekte olduğunu net bir şekilde yansıtıyordu.

Kurgu, vuruşlar, gamut serisi, vuruşlar ve gamut serisini bir kez daha en baştan yineledik. Öznenin yüreğinde odaklanan daralma iyice dağıldı ve sıkıntı şiddeti 3’e düştü. Gözleri -biraz da şaşkınlıkla- parlamaya, sesi giderek canlanmaya başladı.

Aynı seriyi en baştan itibaren üçüncü kez tekrarladık. Ve tüm sıkıntı uçup gitti. Tamamen sıfırlandı. Birkaç dakika önce dokunsanız ağlayacak durumdaki görüntü tamamen değişti ve sevinçli bir şaşkınlığa dönüştü…

Gözlerini iyice açtı. Gülerek, “Tamamen geçti!..” dedi.

Elde ettiğimiz sonucun ne kadar kalıcı olacağını zaman içinde göreceğiz. Ama en kötü durumda bile, artık elimizde denenmiş ve yararı görülmüş bir aracımız var. Aynı EFT uygulaması, ihtiyaç duyulduğunda kolaylıkla tekrarlanabilir.

EFT, yitirdiğimiz sevdiklerimize karşı hissettiğimiz sevgi duygusunu ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, onları acı çekerek değil, sevgiyle anımsayabilmemizi kolaylaştırıyor. Acılarımızla yüzleşip, onları etkisizleştiriyoruz. Böylece geriye sevgi dolu, güzel anılar kalıyor.

Ahmet Aksoy